Işığın Anı
Fotoğraf makinesinin deklanşörü açılıp kapanır; perdenin ardındaki ışık, saniyenin binde birinde filme işler. O kısacık sürede ne varsa, sonsuza kadar donar. An, saniyenin bıçakla kesilmiş en ince dilimidir.
Fotoğraf makinesinin deklanşörü açılıp kapanır; perdenin ardındaki ışık, saniyenin binde birinde filme işler. O kısacık sürede ne varsa, sonsuza kadar donar. An, saniyenin bıçakla kesilmiş en ince dilimidir.
Musluktan düşen bir damla, tezgâha çarpmadan önce küredir, parlar, bütündür. Çarpınca dağılır, eski şeklini bir daha alamaz. Veda, öpücük, darbe — hep o damlanın çarptığı andır. Hangi damlan dağıldığında sen de dağıldın?
Kibrit çakıldığında önce bir kıvılcım sıçrar, sonra alev başını yakar. O kıvılcım, ateş değildir henüz; ama onsuz da ateş olmaz. Her şey, kendisinden önceki küçük bir kıvılcımla başlar. An, var olmadan hemen önceki şeydir.
an için burada olmayan bir anlam var mı? Ekle — yeterince akım alırsa sözlüğe girer.
// her ziyaretçi tek bir anlamı öne çıkarabilir.