Sabrın Damlası
Damlaya damlaya taş delinir; her damla aynı noktaya düşer, iz bırakmadan kaybolur. Ama bininci damla, taşın ortasında bir çukur açar. Beklemek, görünmez bir matkaptır. Damla, kayboldukça kazanan tek şeydir.
Damlaya damlaya taş delinir; her damla aynı noktaya düşer, iz bırakmadan kaybolur. Ama bininci damla, taşın ortasında bir çukur açar. Beklemek, görünmez bir matkaptır. Damla, kayboldukça kazanan tek şeydir.
Musluğun ağzında asılı duran son damla, gitmekle kalmak arasında titrer; yuvarlaklığını korumaya çalışır, sonra uzar, incelir, kopar. Her vedanın bir an öncesi vardır; damlanın hâlâ orada olduğu ama artık tutunamadığı. Hangi musluğun ucundasın hâlâ?
Kurak toprağa düşen ilk damla, emilir emilmez kaybolur; ama ardından gelen sağanağın habercisidir. Büyük değişimler, küçük bir ıslaklıkla başlar. Damla, yok olarak müjdeleyendir.
damla için burada olmayan bir anlam var mı? Ekle — yeterince akım alırsa sözlüğe girer.
// her ziyaretçi tek bir anlamı öne çıkarabilir.