Kırılma
Beyaz ışık prizmadan geçerken renklerine ayrılır; aslında tek ve bütün görünen şey, içinde gökkuşağını saklar. İnsan da acıdan, düşüşten, kırılmadan geçtiğinde gerçek renklerini ortaya çıkarır. Kırıldıkça çoğalandır ışık.
Beyaz ışık prizmadan geçerken renklerine ayrılır; aslında tek ve bütün görünen şey, içinde gökkuşağını saklar. İnsan da acıdan, düşüşten, kırılmadan geçtiğinde gerçek renklerini ortaya çıkarır. Kırıldıkça çoğalandır ışık.
Karanlık bir odaya sızan ince bir ışık huzmesi, havada asılı duran bütün toz zerrelerini görünür kılar; o toz hep oradadır, sadece ışık onu ele verir. Gerçek de böyledir; saklanmaz, sadece doğru açıdan bakılmadığı için fark edilmez. Işık, görünmeyeni ortaya çıkarandır.
Güneş battıktan sonra gökyüzü bir süre daha aydınlık kalır; güneş gitmiştir ama ışığı hâlâ atmosferde süzülür, oyalanır, vedasını uzatır. Bazı varlıklar, bazı sevgiler de böyledir; kendileri gitse de etkileri bir süre daha seni ısıtmaya devam eder. Kim gitti de ışığı hâlâ üzerinde?
ışık için burada olmayan bir anlam var mı? Ekle — yeterince akım alırsa sözlüğe girer.
// her ziyaretçi tek bir anlamı öne çıkarabilir.